Arabuluculuk Hizmetleri

Arabuluculuk, uyuşmazlık çözme  yöntemlerinden sadece birisidir. Arabuluculuğun her ülkede değişen kendine göre bir uygulama pratiği bulunmaktadır. Bizim ülkemizde İş Hukuku, ticari uyuşmazlıklar gibi bazı davalar öncesinde zorunlu hale gelen arabuluculuk esasen isteğe bağlı (ihtiyari) olarak taraflarca dava öncesinde, dava sonrasında ve hatta dava sona erdikten sonra dahi başvurulabilen bir yoldur. Hatta taraflar dava öncesinde anlaşamamış olsalar dahi dava esnasında ikinci kez arabuluculuğa gidebilirler. Arabuluculuk taraflar istediği müddetçe açılabilen bir kapıdır.

Arabulucuğun en cazip tarafı, tarafların, kendi meselelerini kendilerinin çözebilmesi ve masanın etrafında karşı tarafa duyulan öfke, nefret, sitem, özür talebi gibi hususların dile getirilebildiği ve tüm hislerin ve görüşmelerin gizli tutulduğu bir ortamı taraflara sunabilmesidir. Mahkeme önünde hakimin asla müsade etmeyeceği bir ortamda taraflar birbirlerine saygı çerçevesinde olmak kaydıyla  içlerini dökebilmekte ve bunun gizlilik garantisi altında olacağını, aksi halde diğer tarafın hapis cezası dahil hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceğini bilmektedirler.

Ayrıca arabuluculuğun; şirketler için “yargılama masraflarından, yargılama uzadıkça artacak faizden, damga vergisinden, mahkeme huzurunda arabuluculuk gerçekleşmiş ise mahkeme feragat harcından önemli ölçüde tasarruf etmek, peşin ödeme halinde peşin ödeme indirimini pazarlığa dahil etmek, meselenin gizli kalıp ticari hayatta yayılmasını engellemek, gelecekte yine aynı tarafla iş yapabilmek, yüz yüze bakabilmek” gibi pek çok yararı vardır.

Arabuluculukta tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabileceği meseleleri,  artık  tarafların malıdır ve taraflar bunu diledikleri gibi çözebilmektedirler. Gerek  nakdi ödeme, gerek bir eşyanın ya da hissenin verilmesi, gerekse müşterilik/acentelik/bayilik ilişkisinin devamı, işçiye ya da yakınına iş bulunması sair Kanun ve hukuk sınırlarına açıkça aykırı olmamak kaydıyla her tür çözüm yolu taraflarca hızlı biçimde  kararlaştırılabilir ve anlaşmaya bağlanabilir.

Ayrıca taraflardan herhangi birisi anlaşmanın ilam (mahkeme kararı) gibi icraya konulabilmesi için Sulh Hukuk Hakimine başvuruda bulunarak anlaşmanın itiraza uğramadan icra takibine konu edilmesini sağlayabilecektir. Keza taraflar ve vekilleri tarafından imza edilen anlaşmada, mahkemeye başvurmaya gerek kalmadan anlaşma kendiliğinden  “icra aşamasında itiraza uğramadan icra takibine konulabilir” nitelik kazanacaktır.

Arabulucu taraflarla ayrı oturumlar da yapabilme hakkına sahip olup, bunun en güzel yanı ise tarafların birbirlerini görmek zorunda kalmamasıdır. Hatta taraflar isterlerse kendi seçtikleri birden fazla arabulucu ile de çalışabilirler ve arabulucular işbirliği halinde tarafların meselelerini çözmeye yardımcı olur.

Arabuluculukta gizlilik ilkesi arabulucunun kendisi için de geçerlidir. Taraflar  kimi zaman karşı tarafa teklifini iletmek istemeyebilir ya da red edilmesinden şahsi onur, inat, ticari çekişme ve rekabet, şirket itibarı vb. gerekçelerle çekinebilirler. Bu gibi hallerde arabulucu tarafın kendisine ilettiği ama karşı taraf ile paylaşılmasını istemediği hususları gizli tutacak, ancak ileten tarafın müsade ettiği kadarını ve müsade ettiği yöntem ile paylaşabilecektir. Burada taraf ve arabulucunun  gizli görüşmelerinden,  hangi hususları paylaşıp hangilerinin paylaşılmaması gerektiğini netleştirmelerinde ve arabulucuya bunu doğru ifade etmelerindeki fayda büyüktür.

Arabuluculuk sürecine başvurulması halinde dava açma süreleri  dahil uyuşmazlığın tabi olduğu mevzuatta düzenlenen zamanaşımı vs. tüm süreler olduğu yerde donacaktır. İsteğe bağlı arabuluculukta bu donma süreci tarafların biraraya gelerek imzaladıkları ilk toplantu tutanağı ile başlar.  Zorunlu arabuluculukta ise, bu donma süreci başvurucunun adliyelerdeki arabuluculuk bürolarına başvurduğu tarih itibariyle başlar.

Arabuluculuk aksi yasada düzenlenmedikçe zorunlu bir yöntem değildir. Taraflar isterlerse dava açabilir, tahkime gidebilir ya da vekilleri aracılığı ile de sulh olabilirler. Ancak, arabuluculuk sürecinin esnek ve gönüllü yapısının tarafların anlaşmalarında psikolojik olarak diğer yöntemlere göre daha avantajlı ve başarılı olduğu, geleceğe dönük sürdürülebilir ilişkiler kurduğu açıktır.

Ofisimiz, tarafların üzerinde hukuken tasarruf edebilecekleri yasal olan tüm  konularda iş hukuku, fikri ve sınai haklar, alacak ve tazminat davaları, hastane-doktor-hasta uyuşmazlıkları, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar, şirketler arasındaki gizli ticari anlaşmalar dahil  ihtiyari arabuluculuk hizmeti  sunmaktadır.

Arabuluculuk, uyuşmazlık çözme  yöntemlerinden sadece birisidir. Arabuluculuğun her ülkede değişen kendine göre bir uygulama pratiği bulunmaktadır. Bizim ülkemizde İş Hukuku, Ticari uyuşmazlıklar gibi bazı davalar öncesinde zorunlu hale gelen arabuluculuk esasen isteğe bağlı (ihtiyari) olarak taraflarca dava öncesinde, dava sonrasında ve hatta dava sona erdikten sonra dahi başvurulabilen bir yoldur. Hatta taraflar dava öncesinde anlaşamamış olabilirler, ama dava esnasında ikinci kez arabuluculuğa gidebilirler. Taraflar istediği müddetçe arabuluculuk istenildiği sürece açılabilen bir kapıdır.

 Arabulucuğun en cazip tarafı, tarafların kendi meselelerini kendilerinin çözebilmesi, masanın etrafında karşı tarafa duyduğu öfkeyi, nefreti, alındığı hususlarını ifade edecek ve gizli kalacağını bildiği bir ortamı bulabilmektir. Mahkeme önünde hakimin asla müsade etmeyeceği bir ortamda taraflar birbirlerine saygı çerçevesinde olmak kaydıyla  içlerini dökebilmekte ve bunun gizlilik garantisi altında olacağını, aksi halde diğer tarafın hapis cezası dahil hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceğini bilmektedirler.

Ayrıca arabuluculuğun şirketler için yargılama masraflarından, faizden, damga vergisinden, mahkeme huzurunda arabuluculuk gerçekleşmiş ise mahkeme feragat harcından önemli ölçüde tasarruf etmek, peşin ödeme halinde peşin ödeme indirimini pazarlığa dahil etmek, meselenin gizli kalıp ticari hayatta yayılmasını engellemek, gelecekte yine aynı tarafla iş yapabilmek, yüz yüze bakabilmek gibi pek çok yararı vardır.

 

Arabuluculukta tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilceği meseleleri,  artık  tarafların malıdır ve bunu diledikleri gibi çözebilmektedirler. Gerek  nakdi ödeme, gerek bir eşyanın ya da hissenin verilmesi, gerekse müşterilik ilişkisinin devamı, işçiye ya da yakınına iş bulunması sair Hukuk sınırlarına açıkça aykırı olmamak kaydıyla her tür çözüm yolunu hızlı biçimde  kararlaştırabilir ve anlaşmaya bağlayabilirler.

 Ayrıca taraflardan herhangi birisi anlaşmanın ilam (mahkeme kararı) gibi icraya konulabilmesi için Sulh Hukuk Hakimine başvuruda bulunarak anlaşmanın itiraza uğramadan icra takibine konu edilmesini sağlayabilecektir. Keza taraflar ve vekilleri tarafından imza edilen anlaşmada, mahkemeye başvurmaya gerek kalmadan anlaşma kendiliğinden  “icra aşamasında itiraza uğramadan icra takibine konulabilir” nitelik kazanacaktır.

Arabulucu taraflarla ayrı oturumlar da yapabilme hakkına sahip olup, bunun en güzel yanı ise tarafların birbirlerini görmek zorunda kalmamasıdır. Hatta taraflar isterlese kendi seçtikleri birden fazla arabulucu ile de çalışabilirler ve arabulucular işbirliği halinde tarafların meselelerini çözmeye yaardımcı olur.

Arabuluculukta gizlilik ilkesi arabulucunun kendisi için de geçerlidir. Taraflar  kimi zaman karşı tarafa teklifini iletmek istemeyebilir ya da red edilmesinden şahsi onur, inat, ticari çekişme ve rekabet, şirket itibarı vb gerekçelerle çekinebilir. Bu gibi hallerde arabulucu tarafın kendisine ilettiği ama karşı taraf ile paylaşılmasını istemediği hususları gizli tutacak, ancak ileten tarafın müsade ettiği kadarını ve müsade ettiği yöntem ile paylaşabilecektir. Burada taraf ve arabulucunun  gizli görüşmelerinden hangi hangi hususları paylaşıp hangilerinin paylaşılmaması gerektiğini netleştirmelerinde fayda büyüktür.

Arabuluculuk sürecine başvurulması halinde dava açma süreleri  dahil uyuşmazlığın tabi olduğu mevzuatta düzenlenen tüm süreler olduğu yerde donacaktır. İsteğe bağlı arabuluculukta bu donma süreci tarafların biraraya gelerek imzaladıkları ilk toplantu tutanağı ile başlar.  Zorunlu arabuluculukta ise, bu donma süreci başvurucunun adliyelerdeki arabuluculuk bürolarına başvurduğu tarih itibariyle başlar.

Arabuluculuk zorunlu bir yöntem değildir. Taraflar isterlerse dava açabilir, tahkime gidebilir ya da vekilleri aracılığı ile de sulh olabilirler. Ancak, arabuluculuk sürecinin esnek ve gönüllü yapısının tarafların anlaşmalarında psikolojik olarak diğer yöntemlere göre daha avantajlı ve başarılı olduğu, geleceğe dönük sürdürülebilir ilişkiler kurduğu açıktır.

Ofisimiz, tarafların üzerinde hukuken tasarruf edebilecekleri tüm  konularda iş hukuku, fikri ve sınai haklar, alacak ve tazminat davaları, hastane-doktor-hasta uyuşmazlıkları, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar dahil  ihtiyari arabuluculuk hizmeti  sunmaktadır.